|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
|
Teadavi Edilebilen Bazı
Hastalıklar |
|
 |
| |
|
 |
 |
 |
 |
|
|
|
HEPATİT NEDİR...?
Hepatit karaciğerin iltihabıdır ve insan vücudunda bir çok
olumsuz bulguya yol açar. Hepatitlerin bazıları virüslere bağlı
, bazıları da değildir. Bazı toksik ilaçlar ve bağışıklık
sistemi ( immün sistem ) bozukluklarıda karaciğer iltihabına
neden olabilir. Hepatitlerin en çok rastlanan türü, virütik
olanlardır. "Hepatit" terimi ile işte bu "viral hepatit"ler
söylenmek istenmektedir. Karaciğerin taze, alevli iltihabına
"Akut Viral Hepatit", 6 aydan fazla sürmesi haline ise "Kronik
Viral Hepatit" adı verilmektedir.
Her sarılık Hepatit midir ?
Türkiye'de halk arasında, viral hepatitle, sarılık
özdeşleştirilir ve her sarılık "viral hepatit" zannedilir.
Halbuki sarılık bir hastalık değil belirtidir. Birçok hastalık,
sarılık ( belirtilerine ) neden olabilir. Örneğin, ana safra
kanallarında taş olması sarılığa neden olabilir. Ancak viral
hepatit'le hiçbir ilgisi yoktur ve bulaşmaz. Yeni doğanlarda
rastlanan sarılığı da hepimiz biliriz. Bu tür sarılığın da "viral
hepatit"le bir ilgisi yoktur ve bulaşmaz.
Hepatit yapan nedenler nelerdir ?
En başta;
Virüsler (A,B,C,D ender rastlanan E,F,G gibi)
Toksik kimyasal maddeler (Karbon tetraklorür , vinylchlorür
gibi)
Bazı ilaçlar ( örneğin tüberküloz tedavisinde kullanılan İNH,
bazı sinir hastalığının tedavisinde kullanılan chlorpromazin
gibi ) ve özellikle batı ülkelerinde daha fazla görülen alkol
Bazı mikroplar (Tüberküloz, brucella)
Radyasyon;
Genetik olarak geçen nadir hastalıklar , demir depolama
hastalığı ( Hemokromatozis ) ( irsi olarak geçen, başta
karaciğerde olmak üzere demir birikmesiyle organ hasarına yol
açan ender bir hastalık ), bakır depolama hastalığı ( Wilson
hastalığı ) ( bakır metabolizması bozukluğu nedeniyle özellikle
karaciğerde ve gözün kornea tabakasında bakır depolaması ile
karaciğerde hasara neden olan ender bir hastalık ).
Hepatit A Virüsü
Hepatit A virüsü (HAV) fekal ve oral yollardan bulaşır.
Kontamine sular sık rastlanan bir enfeksiyon kaynağıdır. HAV göl
sularında 4 haftaya kadar enfeksiyöz olma özelliğini korur.
Kuluçka süresi 14-15 gündür. Parenteral bulaşma istisnadır.
Yaşam standardının yükselmesi ve hijyen koşullarının
iyileşmesine bağlı olarak toplumun kontaminasyonu geçtiğimiz on
yıllar içinde önemli ölçüde azalmıştır. Hepatit A'ya karşı
antikorlar 18 yaşın altındakilerin % 5'inden azında, ve 70 yaşın
üzerindekilerin % 75'inden fazlasında bulunur.
TANI
Antijen: Hepatit A virüsü, prodrom döneminde dışkıda
gösterilebilir. Kanda genellikle gösterilemez çünkü aşikar
hastalık döneminde virüs replikasyonu sona ermiştir. Bu nedenle
söz konusu antijen için dışkıda veya kanda yapılan elektron
optik veya immunolojik testler bilimsel çalışmalar dışında
endike değildir.
Antikorlar: IgM sınıfı spesifik antikorlar infeksiyon sonrasında
14 gün daha saptanabilir. IgM sınıfı antikorlar birkaç gün sonra
ortaya çıkar. Bir kural olarak, IgG ve IgM sınıfı antikorlar
aynı zamanda gösterilir. Bunlar mevcutsa ve hepatitin klinik
kanıtları varsa, varlığı hepatit A'yı gösteren IgM sınıfı
antikorlar için bir test yapılır.
KLİNİK GİDİŞ
Olguların % 99'dan fazlasında hepatit A 3 ay içinde
spontan olarak iyileşir. Olguların % 0.1'inden azında fulminan
hepatit görülür. Sarılık, olguların % 90 kadarında vardır. Yüzde
95'inden fazlasında transaminaz eğrileri bir zirve yapar ve
hızla normale döner. Fulminan hepatitten sonra gürültüsüz bir
karaciğer sirozu gelişebilir.
TEDAVİ
Spesifik tedavi yoktur. Fulminan hepatitte yoğun
tıbbi tedavi endikedir. Komplike olmayan olgularda medikal
zeminde kesin yatak istirahati gerekli değildir.
PROFİLAKSİ
Endemik bölgelere seyahat edenler için aktif aşılama
ile profilaksi yapılabilir. Başlangıçta 1ml enjeksiyonu takiben
2-4 hafta ve 6-12 ayda enjeksiyonlar uygulanır. Aşılamanın
başarı oranı %95'in üstündedir. Gamma globulin preparatları ile
pasif inokülasyon (0.1 ml/kg vücut ağırlığı veya 5.0 ml im)
bugün nadiren endikedir. Enfeksiyon ortaya çıkmış olduğundan ev
koşullarında bu uygulama genellikle başarılı olmaz. Bulaşmayı
önlemek için hijyen koşullarını düzeltici önlemlere derhal
uyulması önerilir. Hijyen önerilerine sıkı bir şekilde uyulması
ve aktif aşılama en iyi profilaksidir.
Hepatit B Virüsü
BULAŞMA
HBV enfeksiyonu bütün dünyada hepatitin en sık
nedenidir. Özellikle üçüncü dünyada bu virüsün semptomsuz
taşıyıcılarının sayısı 200-300 milyon arasında olup, bunların
çoğu enfeksiyonu vertikal olarak edinmiştir. Almanya'da yeni
enfeksiyon insidansı yılda 100 bin kişide 35'dir. Geçmişte kan
transfüzyonları en sık bulaşma nedeni iken, günümüzde
transfüzyon ünitesi başına bulaşma riski % 0.4'ten düşüktür.
Yeni enfeksiyonlar öncelikle yüksek risk gruplarında (ilaç
bağımlılığı, çok eşlilik) görülür. HBsAG pozitif hastaların
partnerleri arasında hepatit B enfeksiyonu prevalansının yüksek
oluşu, cinsel yolla bulaşabileceğin göstermektedir. Kuluçka
süresi 4-6(9) aydır. Çok yüksek virüs yoğunluğu durumunda az
miktarda kan bile bulaşma için yeterlidir.
YAPI
Hepatit B virüs hepadnavirüsler ailesine dahil bir
DNA virüsüdür. Çapı 42 nm'dir. Virüsün yüzeyinde 3 ayrı yüzey
antijeni vardır. Nükleokapsid proteini DNA ile birliktedir. ve P
geninin ürünüdür. HBe antijeni HBcAG'nin büyük parçaları ile
sekansiyel homoloji gösterir.
TANI
Antijenlerin gösterilmesi: HBsAg enfeksiyondan sonra
2-8 hafta içinde pozitifleşir ve olguların çoğunluğunda
enfeksiyondan 4 ay sonra serumda gösterilemez. Akut hepatitte
e-antijenleri serumda yalnızca kısa bir süre bulunur. Kronik
hepatit veya karaciğer sirozunda bu antjenler viral
replikasyonun devam ettiğinin bir işaretidir.
Antikorlar: Anti-HBs antikorları nomalde HBsAg serumdan
kaybolduktan sonra ortaya çıkar. Birçok olguda HBsAg bulunmaz ve
anti-HBs henüz üretilmemiştir. Bu olgularda serumda anti-HBc
aranması önemlidir çünkü daha erken dönemde oluşur. IgM
sınıfından anti-HBc-antikorları test edilerek akut enfeksiyonun
kesin tanısı yapılabilir. Bu test akut enfeksiyon ile viral
persistansı olan kronik aktif hepatitin ayırt edilmesini sağlar.
HBeAg'nin kanıtı olarak anti-HBe'nin belirlenmesi önemlidir.
HBV-DNA: Serumda veya dokuda DNA testi, rezidüel
enfeksiyözitenin araştırıldığı bireysel olgularda endikedir.
HBsAg-pozitif ama HBeAg-negatif ve anti-HBc-pozitif hastalarda
DNA testi önemlidir. Bu gibi hastalar uzun süre non-enfeksiyöz
olarak kabul edilmiştir. Spot hibridizasyon ve polimeraz zincir
reaksiyonu testleri HBV-DNA içeren komple Dane partiküllerini
gösterebilmiştir.
KLİNİK GİDİŞ
Klinik gidişe ilişkin kapsamlı araştırmalar hepatit B
enfeksiyonlarının %90 ının daha sonra herhangi bir olaya yol
açmadan spontan olarak iyileştiğini göstermektedir. Enfekte
kişilerin % 1'den azında fulminan hepatit gelişmektedir.
Olguların % 10'undan azında kronik bir form (kronik persistan
veya kronik aktif hepatit) ortaya çıkmaktadır. Enfekte olanların
% 1'den azında karaciğer sirozu gelişmektedir. Primer karaciğer
karsinomu esasen kronik gidişli formlarda, özellikle hepatit C
virüsü ile koenfeksiyon veya alkol kullanımı gibi ilave bir
hasarlayıcı faktör olduğunda görülmektedir.
TEDAVİ
Hepatit B için spesifik ilaç tedavisi yoktur. Yatak
istirahatinin hastalığın gidişi üzerinde bir etkisi
bulunmamaktadır. Hastalara kendilerini fiziksel olarak aşırı
yormamaları söylenmektedir. Hepatit B enfeksiyonlarının
interferon ile tedavi endikasyonu yoktur. Kronik aktif hepatitte
interferon-α olguların % 35-40'ında virüs eliminasyonu sağlar.
KORUNMA
Hastalığa maruz kalınmasını (örneğin enjektor iğnesi
batması) takiben pasif bağışıklama için hiperimmun serumlar
mevcuttur. Bunlar 0.1 ml/kg vücut ağırlığı veya toplam 5 ml
dozunda ilk 12 (36) satte verilmelidir. Pasif bağışıklamadan
önce potansiyel olarak enfekte kişide hepatit B tanısı yapılarak
alıcının anti-HBs pozitif olmadığı veya 'donör' ün HBsAg negatif
olmadığı bulunmalıdır. Ayrıca eşzamanlı olarak aktif
bağışıklamada da endikedir.
Aktif bağışıklama için saflaştırılmış, insan plazmasından gen
teknolojisi ile üretilmiş aşılar mevcuttur. Aktif bağışıklama 4
hafta ve 6 ayda tekrarlanır. Aşılamanın sonucu anti-HBs'nin
gösterilmesi ile değerlendirilir.Aşılama titresi 100 IU'nun
üzerinde olmalıdır; eğer değil ise aşılamanın tekrarlanması
gerekir.
Hepatit C Virüsü (HCV)
Hepatit C virüs antikorlarının rastlanma oranı ülkeler arasında
farklılıklar göstermektedir. Bu oran % 0.4 ile % 3.8 arasında
değişmektedir. Bazı çalışmalarda antikorların erkeklerde
kadınlardan çok daha fazla olduğu bulunmuştur. Sosyo ekonomik
şartları kötü olan toplumlarda kontaminasyon (bulaşma) çok
yüksek olabilir. Eşcinseller veya HIV pozitif hastalar gibi
yüksek riskli gruplarda antikor bulunma sıklığı eşdeğer ortalama
popülasyona göre % 10 kadar daha fazladır.
Kan ve kan ürünleri, bilinen bir bulaşma yoludur. Diğer yollar
kanıtlanmamıştır. Enjeksiyonlar ile kaza sonucu bulaşma riski %
3 gibi düşük bir düzeydeir, buda kandaki Hepatit C Virüsü
sayısının düşük olması ile açıklanmıştır. Cinsel temas sırasında
bulaşma riski çok düşüktür. Bulaşma yolu genellikle belirgin
değildir. Kuluçka süresi 2 hafta ile 6 ay arasındadır.
Yapı, Tanı
Hepatit C virüsünün elektron-optik resimleri yoktur.
Bunun nedeni serumda virüs sayısının düşük olmasıdır. Hepatit C
etkeni ajan, tek sarmallı RNA virüsleri grubundadır. Enfekte
kişinin (mikrop taşıyan) serumunda virüs sayısının çok düşük
düzeyde bulunmasından dolayı immünolojik testlerin duyarlılık
sınırı altında olduğundan antijenlerin doğrudan gösterilmesi
mümkün değildir. Ancak 2. ve 3. kuşak ELİSA testleri, Hepatit C
virüs antijeni için spesifik antikorların gösterilmesi amacıyla
kullanılmaktadır. 2. ve 3. kuşak testler kullanılarak 4-6 hafta
sonra antikorlar gösterilebilir. Ancak bazı olgularda bu, 4-9
aya kadar gecikebilir.
Hepatit C'nin klinik gidişi, Vakaların % 30-90'ında kronikleşme
ile ve % 5-30 kadarında karaciğer sirozu ile kendini belli eder.
Çeşitli kronik karaciğer hastalıklarında Hepatit C virüsünün
rolü henüz açıklığa kavuşmamıştır. Birçok karaciğer sirozu
tiplerinde anti-HCV (Hepatit C Virüsü) gözlenmiştir. Hatta bu
oran alkolik karaciğer sirozunda bile % 27 olarak bulunmuştur.
Spesifik tedavisi yoktur. Aktif bağışıklama bulunmamaktadır.
Pasif bağışıklamanın ise başarı oranlarına ilişkin güvenilir
çalışmalar henüz yoktur.
Tedavisi Mümkün Olan Bir
Hastalık...
|